Rockefeller Üniversitesi'nden bir ekip, karıncaların yuva arkadaşlarını nasıl tanıdığına dair mevcut anlayışı genişleten bir çalışma yayımladı. Current Biology dergisinde yer alan araştırmada Ooceraea biroi türü karıncalar kullanıldı; bu tür eşeysiz ürediği için araştırmacılar genetik olarak özdeş hatlar oluşturup deneysel koloniler kurabildi. Kimyasal analizler, kolonilerin aynı mumumsu bileşen setini paylaştığını, fakat bu bileşenleri farklı oranlarda birleştirerek her koloni için ayrı koku profilleri yarattığını gösterdi. Başlangıç testleri yabancı genotiplere karşı genel bir agresyon eğilimini doğruladı.
Esnekliği test etmek için ekip, zayıf kimyasal profilli genç karıncaları yabancı kolonilere yerleştirdi. Bir aylık sürekli maruziyetin ardından bu bireyler bakıcı koloninin kimyasal profilini benimsedi ve ayrı testlerde artık saldırıya uğramadılar. Ancak deney bazı sınırlar gösterdi: yumurta aşamasında genetik akrabalarından ayrılan karıncalar hâlâ kendi genotiplerine karşı tercih sergiledi; bu, deneyimin silemediği içsel bir benlik algısının bulunduğunu düşündürüyor.
Öğrenilmiş hoşgörü kırılgan bulundu. Bakıcı koloniyle temas tamamen kesildiğinde agresyon yaklaşık bir hafta içinde geri döndü ve karıncaların kimyasal profili eski haline kaydı. Buna karşılık aralıklı, kısa karşılaşmalar hoşgörüyü sürdürmek için yeterli oldu. Tam ayrılığın ardından beş gün boyunca süren hoşgörü, etkinin yalnızca kısa süreli duyusal duyarsızlaşma olmadığını, daha uzun süreli kokusal belleği içerdiğini işaret ediyor. Araştırmacılar bu desenin immün toleransla benzerlik taşıdığını, tekrarlı düşük düzeyli maruziyetin savunma tepkilerini azaltabildiğini söylüyor ancak moleküler mekanizmaların farklı olabileceğine dikkat çekiyor.
Sonuçlar, içeridekilerin dışındakileri nasıl öğrenerek kabullendiğini ve dışındakilerin içeridekilerle nasıl özdeşleşmeyi öğrendiğini göstererek, karıncanın beyin mekanizmalarını inceleyecek sinirbilim çalışmalarına davranışsal bir temel sağlıyor. "Artık sinirbilim araçlarını bu davranışsal sistemle birleştirip bir karınca yuvadaşıyla veya yuvadaşı olmayan bir bireyle karşılaştığında sinirsel aktiviteyi görüntüleyebiliriz," diyor Daniel Kronauer. Çalışma, öğrenmenin ve uyumun karınca beyninde nerede gerçekleştiğini ortaya çıkarma amacını taşıyor.
Zor kelimeler
- eşeysiz — cinsiyet farkı olmadan birey üretme biçimi
- genotip — bir canlının genetik yapısının bütünügenotiplere
- mumumsu — mum gibi yağlı, sert ve parlak görünümlü
- maruziyet — bir etkene veya uyarana maruz kalma durumumaruziyetin
- duyarsızlaşma — duyuların belirli uyaranlara tepki vermemesi hali
- kokusal bellek — kokuya ilişkin bilgiyi uzun süre depolama yetisikokusal belleği
- immün tolerans — bağışıklık sisteminin yabancılara tepkiyi azaltması durumuimmün toleransla
İpucu: Türkçe metni okurken veya ses kaydını dinlerken, vurgulanan kelimelerin üzerine gel, odaklan ya da dokun; anında kısa tanımlar görünür.
Tartışma soruları
- Bu çalışmadaki hoşgörü ve kısa karşılaşmalar sonuçlarını insan toplumundaki hangi sosyal etkileşimlere benzetebilirsiniz? Neden?
- Karıncaların kokusal belleği ve öğrenme yetisi, sinirbilim çalışmalarına nasıl yeni sorular veya deneyler sağlar?
- Yumurta aşamasında ayrılmanın genotipe bağlı tercihleri silmemesi ne gibi evrimsel veya davranışsal sonuçlar doğurabilir?
İlgili makaleler
UNESCO: Eğitim verilerinde büyük boşluklar
UNESCO'nun raporu, düşük gelirli ülkelerde eğitim verilerinde önemli boşluklar olduğunu ve bu nedenle öğrenme sonuçlarını tam olarak takip etmenin zor olduğunu gösteriyor. Rapor bazı bölgelerde kızların eğitimde geride kaldığını da vurguluyor.
Psilosibin ve beyin kan akışı ilişkisi
Araştırmacılar psilosibin ve benzeri psikedeliklerin nöronal aktiviteyle kan akışı arasındaki bağlantıyı değiştirebileceğini buldu. Fare deneyleri ve insan fMRI verilerindeki benzer etkiler, görüntüleme sonuçlarının dikkatle yorumlanması gerektiğini gösteriyor.
Yapay zekâ destekli kan testi demansları ayırt ediyor
Araştırmacılar yapay zekâ tabanlı bir kan testi geliştirdi. Test, Alzheimer, Parkinson ve diğer yaygın demans nedenlerini ile normal yaşlanmayı yüksek doğrulukla ayırabiliyor; ancak klinik kullanım için ek doğrulamaya ihtiyaç var.