Araştırmacılar, Yongda Zhu liderliğindeki ekip, etkin bir süper kütleli kara delikten çıkan yoğun radyasyonun komşu galaksilerde yıldız oluşumunu yavaşlatabildiğini bildirdi. Ekip, bilinen parlak kuazarlardan J0100+2802'yi inceledi.
Gözlemlerde James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile O III adı verilen iyonize oksijen emisyonu ölçüldü. Araştırmacılar bu emisyonu galaksilerdeki ultraviyole ışığa göre karşılaştırdı ve kuasar çevresindeki bazı galaksilerde O III sinyalinin daha zayıf olduğunu buldu. Ekip, bunun yakın zamanda gerçekleşen yıldız oluşumunun baskılandığına işaret ettiğini söyledi.
Bilim insanları şimdi bu olayın başka kuasar alanlarında da yaygın olup olmadığını araştırmayı planlıyor.
Zor kelimeler
- kara delik — Uzayda çok yoğun, güçlü çekim alanıkara delikten
- radyasyon — Enerji veya parçacık olarak yayılan ışıkradyasyonun
- kuasar — Merkezinde güçlü kara delik olan parlak gök cismikuazarlardan
- emisyon — Bir kaynaktan dışarıya yayılan ışık veya enerjiemisyonu
- iyonize — Atom veya molekülden elektron koparmak işlemi
- ultraviyole — Gözle görülmeyen, mor ötesi ışık türü
İpucu: Türkçe metni okurken veya ses kaydını dinlerken, vurgulanan kelimelerin üzerine gel, odaklan ya da dokun; anında kısa tanımlar görünür.
Tartışma soruları
- Sence kuasar çevresindeki radyasyon yıldız oluşumunu neden yavaşlatır?
- Sen bir uzay teleskobuyla hangi gök cismini incelemek isterdin? Neden?
- Bilim insanlarının bu olayı başka kuasar alanlarında da araştırması neden önemli olabilir?
İlgili makaleler
Fomalhaut'ta İki Büyük Cisim Çarpışması Görüntülendi
Astronomlar yakındaki genç yıldız Fomalhaut çevresinde 20 yıllık dönemde iki büyük cismin çarpışması sonucu oluşan toz bulutlarını Hubble görüntüleriyle tespit etti. Bu, Güneş Sistemi dışındaki gözlenen ilk büyük cisim çarpışmalarıdır.
Her galaksinin merkezinde kara delik var mı?
Michigan Üniversitesi liderliğindeki çalışma, NASA’nın Chandra verilerini kullanarak 1.600’den fazla galaksiyi inceledi ve küçük galaksilerin yalnızca yaklaşık %30’unda süperkütleli kara delik bulunduğunu, büyüklerin çoğunda ise bulunduğunu gösterdi.